27 Mayıs 2008 Salı

Anneannemin Çilekli Turtaları

Küçükken anneannemin çilekli turtalarına doyamazdık. O kadar da lezzetli yapamazdı aslında. Şeker koymayı bile unuturdu bazen. Ama bizi herseferinde başka bir yere götürürdü. Her seferinde yeni bir heyecan... Bazen suları pembe akan şelaleden aşağı düşerdik . Bazen mavi bi tayın üzerinde bulurduk kendimizi. Rüzgar ılık ılık yalardı yüzlerimizi. Hepsi anneannemin turtaları sayesinde. Sonra birden farkettiki anneannem her seferinde kendinden bişeyler katıyordu turtaların içine. Biz her sefer çıktığımız yolculuktan döndüğümüzde, anneannemizi bir parça daha tükenmiş buluyorduk. Bir parça daha yaşlanmış, ölüme biraz daha yaklaşmış... Hiç birimiz bunun farkına vardığımızı belli etmedik ama. Hep bencilliğimiz yada çocukluğumuz... Ama vicdanı rahatlamıor insanın yinede. Hiç unutmayacağım, o yolculuk ve sonrasını. Sürekli beynimi yada belki varsa gönlümü rahatsız edip duruyor.
Turuncu bulutların üzerindeydik. Yumuşacık, mis kokulu... İnsanın vücudunu okşayan, son derece büyük bir haz veren... İlk kez salgılanan bazı hormonlar... İlk kez kızların farklı görünmesi... Evet hepsi ama hepsi bu son yolculukta oldu. O ana dek yapılanların en iyisiydi. Nereden bilebilirdik ki bu onun ölümüne yol açacak. Şimdi aramızda yok ve bunun sorumlusu benim sanırım. Belki birazda kuzenlerim ama suçu onlara atmak korkaklık olur. Sadece vicdanımı rahatlatmaya yönelik boş bir çaba olur belkide. Artık gerçeği hepimiz biliyoruz. Bu sadece bende kaldıkça kemiklerim daha hızlı eriyecekti. Paylaşmak istememin nedeni budur. Umarım anneannem beni affeder.

Hiç yorum yok: